Similar Posts
Biliyorum, Üzersin Beni…
Bir yaz akşamüstü, Karaköy’de eski bir balıkçıdayız. “Orada buluşalım” dememe rağmen “Olmaz, beraber gidelim, ben seni yedide alırım” diyor. Zar zor Tünel çıkışı buluşmaya ikna ediyorum. Üzerimde beyaz şifon gömleğim, altında kot pantolonum. Yaza yakışıyor beyaz. Bir de uzun ara verilmiş, ‘belki bu sefer’ niyetli buluşmalara. Ayağımda topuklu sandaletlerim. Rahat edemiyorum, üzerlerinde pek iyi yürüdüğüm…
Rüzgâr Yüzünden…
Bazen bir şarkıdır düşüren seni yollara. Bir anda kendini kilometrelerce ötede, köpüren gri dalgaları seyrederken bulursun. Az ötede duran, “Beni mi çekiyorsun sen” diye gülümseyen sevgili, yok artık… Oysa daha birkaç ay önce, el ele yürümüşsünüzdür o kumsalda. Saçlarınız uçuşurken, deli rüzgârın sesinden birbirinizi duyamamışsınızdır. “Seni seviyorum” demiştir belki de, rüzgâr yüzünden sana ulaşamamış, havada…
Her Şey Zamanını Bekler Mi Acaba?
“Her şey zamanını bekler” deyince çoğunlukla biz olduğumuz yerde durup bir şeyin olmasını bekliyormuşuz gibi bir anlam çıkıyor. İşin aslı öyle değil bence. Doğru, bazen durup bekliyoruz. Ama bazen sabrımız taşmış ve o beklediğimiz şeyi oldurmaya çalışırken yanından geçip gitmiş, daha da uzağına düşmüş oluyoruz. Bazen de gerisinde kalıyoruz beklediğimiz şeyin. Ona hazır olmuyoruz ve…

