Similar Posts
Rüzgâr Yüzünden…
Bazen bir şarkıdır düşüren seni yollara. Bir anda kendini kilometrelerce ötede, köpüren gri dalgaları seyrederken bulursun. Az ötede duran, “Beni mi çekiyorsun sen” diye gülümseyen sevgili, yok artık… Oysa daha birkaç ay önce, el ele yürümüşsünüzdür o kumsalda. Saçlarınız uçuşurken, deli rüzgârın sesinden birbirinizi duyamamışsınızdır. “Seni seviyorum” demiştir belki de, rüzgâr yüzünden sana ulaşamamış, havada…
Her Şey Zamanını Bekler Mi Acaba?
“Her şey zamanını bekler” deyince çoğunlukla biz olduğumuz yerde durup bir şeyin olmasını bekliyormuşuz gibi bir anlam çıkıyor. İşin aslı öyle değil bence. Doğru, bazen durup bekliyoruz. Ama bazen sabrımız taşmış ve o beklediğimiz şeyi oldurmaya çalışırken yanından geçip gitmiş, daha da uzağına düşmüş oluyoruz. Bazen de gerisinde kalıyoruz beklediğimiz şeyin. Ona hazır olmuyoruz ve…
Gitmek mi Zordu, Kalmak mı, Bilemedim…
Unuttuğum bir şey var mı kaygısıyla son bir kez daha odalara bakmak istedim. İçinde yaşadığım son zamanlarda çok sevimsiz, karışık görünen, “Bir an önce buradan çıkmalıyım” dediğim evim bana karşı mesafeli, mağrur bir duruş almıştı sanki. Eşyaların taşınması, halıların kaldırılması, duvarlardaki tabloların çıkarılması ile adeta evin yüzü gözü açılmıştı. Mat beyaz boyalı duvarları, meşe parkeleri,…
Biliyorum, Üzersin Beni…
Bir yaz akşamüstü, Karaköy’de eski bir balıkçıdayız. “Orada buluşalım” dememe rağmen “Olmaz, beraber gidelim, ben seni yedide alırım” diyor. Zar zor Tünel çıkışı buluşmaya ikna ediyorum. Üzerimde beyaz şifon gömleğim, altında kot pantolonum. Yaza yakışıyor beyaz. Bir de uzun ara verilmiş, ‘belki bu sefer’ niyetli buluşmalara. Ayağımda topuklu sandaletlerim. Rahat edemiyorum, üzerlerinde pek iyi yürüdüğüm…
Ah Bu Şarkıların…
“Vedalar gözleriyle sevenler içindir, gönülleriyle sevenler asla ayrılmazlar” dedim Esma’ya. Güldük. “Vay be, bu nereden?” ” İzlediğim bir filmde duymuştum, ne güzel değil mi?” “Çok güzel, o zaman gönülleriyle sevenlere içelim” dedi, kaldırdı kadehini. Rakılar havada buluştu, gönülden sevenleri selamladı. “İşte ben de böyle sevmiş olacağım ki Sayhan’ı bir türlü unutamadım” dedim. “Dile kolay, sekiz…
Filtresiz Zamanlar…
Fotoğraf makinelerinin bu kadar net çekim yapamadığı, içinde bulunduğumuz ana dair her ayrıntının görünmediği zamanları özlüyorum galiba. Kiminin gözü açık kiminin kapalı, kiminin yamuk yumuk çıktığı ama herkesin gerçekten içinde bulunulan o çok eğlenilen anla ilgilendiği zamanlar. Gözümüzün etrafındaki çizgilere değil, ne kadar mutlu göründüğümüze dikkat ettiğimiz zamanlar. Büyük büyük, hatta gözlerimizden yaşlar gelene kadar…

