Vapura bindiğinde aç olduğunu hissetti. Kahvaltıdan sonra bir şey yemediğini hatırladı. Bu saate kadar nasıl fark etmemişti ki? Heyecandan aklına yemek yemek gelmemişti. Gülümsedi, “ne güzel şey aşk” dedi kendi kendine…
“Gün olur da ben hayatında olmazsam üzülür müsün?” diye sordum. “Üzülürüm tabii, sen çok iyi bir insansın” dedi. Aylardan mayıstı ve ben üşüdüm. Ne iyi olmak yetti içimi ısıtmaya, ne de sıkı sıkı sarıldığım çay bardağım…
Yarım… Bir sürü şey yarım. Dilimizin ucuna gelip söylemediklerimiz, kalbimiz kırılınca hesap sormadıklarımız, aklımıza düşüp aramayı ertelediklerimiz. Hepsi yarım yarım bekliyor bir kenarda. İşin kötüsü, birleştirince bir bütün etmiyor hiçbiri…
Hem Bazen… Onunla gerçekten buralara gittik mi, yoksa çok hayal ettim de artık gerçek olduğuna mı inandım, bilmiyorum. Hem bazen bir şeylerin hayali, gerçekliğinden daha iyi olmaz mı??
Ayrılıklara rağmen seviyoruz. Zamana rağmen unutmuyoruz. Kırgınlıklara rağmen kalbimizi soğutmuyoruz. Tutulmayan sözlere rağmen güveniyoruz. Hayal kırıklıklarına rağmen hayal kurmaya devam ediyoruz. Galiba hepimiz biraz “rağmen” yaşıyoruz…