Frankestein

Avcı kurttan nefret etmiyordu, kurt koyundan nefret etmiyordu ama aralarında şiddet yaşanması kaçınılmazdı.”

En sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim bu kez; filmi çok beğendim. Hepimiz Frankestein’in hikayesini aşağı yukarı biliriz, birçok kez uyarlaması da yapıldı fakat ben bu yorumu çok beğendim. Film için klişe diyenler de var, atmosfer çok yumuşatılmış diyen de ancak belki de bu sebeplerle rahat izleyebildim ben, zira korku filmi seyredemiyorum😊

Mary Shelly’nin romanından uyarlama filmin konusundan kısaca bahsedecek olursam; Dahi bir bilim insanı olan Dr. Frankestein yıllarca süren çalışmaları sonucu bir yaratığa hayat verir. Ancak yaratık beklediği düzeyde zeki çıkmaz ve bu onu daha sinirli ve tahammülsüz bir insan yapar. Bu tahammülsüzlüğü onu her şeyi yok etme fikrine kadar götürür. Bilim dünyasını değiştireceğini düşündüğü bu yaratım hem kendisi hem de yaratık için trajik ve ağır bir sürecin başlangıcı olur.

Guillermo Del Toro’nun yönetmenliğini yaptığı, başrollerini Oscar Isaac, Jacob Elordi, Christoph Waltz, Mia Goth’un paylaştığı filmin ilk bölümünde bu yaratım sürecini Dr. Frankestein gözüyle, ikinci yarısında ise yaratığın gözüyle izliyoruz ki bu fikir çok hoşuma gitti. Bunun yanında filmin sinematografisini de çok beğendim. Diyaloglar oldukça etkileyici ki edebi yönü ağır basan filmlere bayılırım ben. Yönetmen bize harika kareler eşliğinde gotik bir masal anlatmış. Bunun masal olduğunu kabullenince zaman zaman abartıya kaçan oyunculuklar da, tiyatral diyaloglar da beni rahatsız etmedi. Filme başlarken iki buçuk saatlik süre gözümü korkuttuysa da izlerken su gibi akıp gittiğini ve film boyunca merakımın hep diri kaldığını da söyleyebilirim.

Frankestein Netflix’te şimdi gösterimde, bu görsel şöleni kaçırmamanızı öneririm, keyifli seyirler.

İpek Danış

Similar Posts