Microhabitat

Orijinal adı “Bir Küçük Prenses” olan film bizim dilimize İngilizce adı gibi “Mikrohabitat” olarak çevrildi. Senaristliğini ve yönetmenliğini Go-Woon Jeon’un yaptığı bu Güney Kore filminde başrolde Esom var. Tür olarak romantik komedi diye sınıflandırılsa da bence dram demek daha doğru.
Kahramanımız Miso otuzlu yaşlarında, evlere temizlik yapmaya giderek para kazanan ancak kirasını zor ödeyen, bütçesini bir türlü denkleştiremeyen bir kadındır. Hayatta en sevdikleri Esse sigarası ve her gün içtiği bir bardak viskidir. Bunlardan vazgeçemeyeceği gerçeğini göz önünde bulundurarak bir hesap yapar ve evinden çıkarak kira masrafından kurtulur. Planı, para biriktirene kadar belirli sürelerle eski üniversite arkadaşlarında kalmaktır. Miso bunda bir sakınca görmese de herkes onun gibi “misafirperver” değildir. Kimi yalnızlığı tercih eder, kimi kocası ve ailesi ile yaşadığından Miso’ya fazlalık gözüyle bakarlarlar, kimi ise ona hayallerle dolu gençlik yıllarını hatırlattığından ondan rahatsız olur. Ancak Miso o kadar kendi halinde ve rahattır ki hiçbirine alınmaz, hatta kimi zaman yaptığı bir yemek veya temizlikle, kimi zaman bıraktığı zarif bir teşekkür notu ile ayrılır bu evlerden. Hayat gailesi ile ağır sorumluluklar yüklenmiş, hayal etmedikleri noktalara savrulmuş arkadaşlarına adeta bir peri gibi dokunur ve geçer. Amacı bu değildir elbet ama bazen birkaç cümlesi ile bazen bir fotoğraf ile onlara sonsuz ihtimalle ve hayallerle dolu gençlik yıllarını, yani aslında hayat koşturmacası içinde kaybettikleri benliklerini hatırlatır.
Miso günümüz kriterlerinde “kaybeden” gibi görünse de kendiyle barışık, günlük yaşayan, rahat bir tip. Film bunu o kadar sahi yansıtıyor ki izleyiciye, Miso bir gece vakti, soğukta, elinde bavuluyla Seul sokaklarında gezinirken, cafelerde sabahlarken ona acımıyor, eşlik ediyoruz. Sahici insanların, sahici hayatlarına onunla beraber konuk oluyoruz.
Kendi ritminde akan, hafiflik hissi veren ancak bittiğinde de damaklarda buruk tat bırakan bir film Mikrohabitat. İzlediğiniz süre boyunca da soğuk havaya inat sizi sıcacık kucaklamayı ihmal etmiyor. Sahici, yalın, dingin filmlerden hoşlanıyorsanız kaçırmayın derim. İyi seyirler…
İpek Danış
