Vazgeçmek özgürlüktür…

Vazgeçmek özgürlüktür…

Vazgeçmek özgürlüktür. Yürümeyen bir ilişkiden vazgeçmek, size iyi gelmeyen bir arkadaşlıktan, kendinizi ait hissetmediğiniz bir işten, diken üstünde olduğunuz bir ortamdan. “Çok emek verdim, çok şeyi geride bıraktım, ne fedakarlıklar yaptım” demeden. Amasız, fakatsız… Tam da zamanında. Daha fazla emek vermeden, daha fazla yıpranmadan, daha fazla kendinden uzağa savrulmadan. Kabullenişle, sakince… İpek Danış

Kayıp Eşyalar

Kayıp Eşyalar

Kaybettiğimiz eşyalar da bizim yasımızı tutar mı? Neredeyse yirmi yıldır kullandığım hırkam mesela. Cunda’da, onu unuttuğum tahta iskemlede bekliyor mudur beni? Eve varıp varmadığımı, ürperdiğim güz akşamlarında sırtıma ne aldığımı merak ediyor mudur? Dönüp onu almamı beklemiş midir acaba? Yoksa şimdi başkasının sırtını mı ısıtıyordur? Belki ada havası iyi gelmiştir ona, belki de emekli olup…

Rağmen…

Rağmen…

Ayrılıklara rağmen seviyoruz. Zamana rağmen unutmuyoruz. Kırgınlıklara rağmen kalbimizi soğutmuyoruz. Tutulmayan sözlere rağmen güveniyoruz. Hayal kırıklıklarına rağmen hayal kurmaya devam ediyoruz. Galiba hepimiz biraz “rağmen” yaşıyoruz…

Ne Zaman Seni Özlesem…

Ne Zaman Seni Özlesem…

Ne zaman seni özlesem, resimlerine bakıyorum sevgilim. Tam bu sırada lisedeki edebiyat öğretmenim kulağıma eğilip; “Resim değil, fotoğraf” diyor. O kocaman ela gözlerine bakıyorum, uzun kirpiklerine. Dayımın bir yaz akşamında, balkonda “O mahur beste çalar, müjganla ben ağlaşırız” diye şarkı söylemesi geliyor aklıma. Müjganın kirpik olduğunu bildiğim için öbür çocuklara bilmişlik taslıyorum, gülümsüyorum dudağımın kenarıyla….

Gül İle Adem

Gül İle Adem

Oğlanla kız bir kez daha sarıldı. Kız ellerini ovuşturarak, ayakları üzerinde hafif yaylanarak; “Çok soğuk” dedi. Oğlan, oralı olmanın verdiği bilmişlikle olsa gerek ;”Ne sandın kızım, Eskişehir’in soğuğu hiçbir yere benzemez, keser adamı, keser” dedi. Kızın da oğlanın da ağzından buhar çıkıyordu konuştukça. Sevimsiz, soğuk, metal terminal koltuğunda oturan yazar defterini açtı, kalemini çıkardı; “Neden…

Ah Bu Şarkıların…

“Vedalar gözleriyle sevenler içindir, gönülleriyle sevenler asla ayrılmazlar” dedim Esma’ya. Güldük. “Vay be, bu nereden?” ” İzlediğim bir filmde duymuştum, ne güzel değil mi?” “Çok güzel, o zaman gönülleriyle sevenlere içelim” dedi, kaldırdı kadehini. Rakılar havada buluştu, gönülden sevenleri selamladı. “İşte ben de böyle sevmiş olacağım ki Sayhan’ı bir türlü unutamadım” dedim. “Dile kolay, sekiz…

Bir Asansör Meselesi

Bir Asansör Meselesi

Bir Asansör Meselesi Asansörü beklerken; “Bir daha görüşemeyiz herhalde” dedi. Gülümsedim. Böyle bir terk etme sahnesi olmazdı çünkü, ne izlediğim filmlerde, ne okuduğum romanlarda vardı. Öncesinde oturup konuşma yapması, ne bileyim, “Sen daha iyilerine layıksın” ya da “Kafam bu ara çok karışık” filan demesi gerekmiyor muydu?

Benden Sana…

Benden Sana…

Merhaba, Burada yazdıklarım benden sana… Kimi zaman aklıma takılanlar, kimi zaman hislerim, kimi zaman çağrışımlar… Belki bir filmin, belki bir kitabın, kimi zaman bir kokunun ya da bir şarkının peşine takılıp gitmelerim… Kafamda dönüp duran sesler, kendime sorduğum sorular; bazen cevap bulmayı umarak, bazen bulmaktan korkarak… Kim bilir belki kesişir yollarımız; kafamızda dönüp duran bir…

Filtresiz Zamanlar…

Filtresiz Zamanlar…

Fotoğraf makinelerinin bu kadar net çekim yapamadığı, içinde bulunduğumuz ana dair her ayrıntının görünmediği zamanları özlüyorum galiba. Kiminin gözü açık kiminin kapalı, kiminin yamuk yumuk çıktığı ama herkesin gerçekten içinde bulunulan o çok eğlenilen anla ilgilendiği zamanlar. Gözümüzün etrafındaki çizgilere değil, ne kadar mutlu göründüğümüze dikkat ettiğimiz zamanlar. Büyük büyük, hatta gözlerimizden yaşlar gelene kadar…